Google
Image Hosted by ImageShack.us
Ziyaretçi Defterini Oku= = = = Ziyaretçi Defterine Yaz

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
{{ KATEGORİLERİM }}
{{ DOST BLOGLAR }}
Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us
MySpace Layouts

{{ Şehr-i Ramazan }}
Image Hosted by ImageShack.us
{{ KABİRDEN MEKTUP }}
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
{{ BANNERİM }}

{{ CBOX }}

Image Hosted by ImageShack.us
KABENURU
Image Hosted by ImageShack.us




24/3/2007 - Said nursi kimdir

Kategori: cesitli yazilar

 

 

Said Nursi Kimdir

 

  Bediüzzaman Said Nursî, yüzyılımızın yetiştirdiği önde gelen İslâm mütefekkirlerinden biridir. 1876'da Bitlis'in Hizan kazâsına bağlı İsparit nâhiyesinin Nurs köyünde dünyaya gelmiş, 23 Mart 1960'da Şanlıurfa'da Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Keskin zekâsı, hârikulâde hâfızası ve üstün kâbiliyetleriyle çok küçük yaşlardan itibâren dikkatleri üzerinde toplayan Said Nursî, normal şartlar altında yıllar süren klasik medrese eğitimini üç ay gibi kısa bir zamanda tamamlamıştır.Gençlik yıllarını alabildiğine haraketli bir tahsil hayatı ile değerlendirmiş; ilimdeki üstünlüğünü, devrinin ulemâsıyla çeşitli zeminlerde yaptığı münâzaralarda fiilen ispatlamıştır. Bu meziyetleriyle ilim çevresine kendisini kabul ettirerek, "Bediüzzaman" , yani "çağın eşsiz güzelliği" lâkabı ile anılmaya başlamıştır.

Said Nursî medrese eğitimiyle dini ilimlerde kazandığı ihtisası, çeşitli fenlerde yaptığı tetkiklerle tamamlamış; bu arada devrinin gazetelerini takip ederek ülkedeki ve dünyadaki gelişmelerle ilgilenmiştir. Diğer taraftan, doğup büyüdüğü şark topraklarının sıkıntı ve problemlerini bizzat yaşayarak gören Said Nursî, en zarurî ihtiyacın eğitim olduğu kanaatine varmış; bunun için de şarkta din ve fen ilimlerinin birlikte okutulacağı bir üniversite kurulmasını temin için yardım istemek maksadıyla 1907'de İstanbul'a gelmiştir. İstanbul'da da ilim dünyasına kendisini kısa sürede kabul ettiren Bediüzzaman, çeşitli gazetelerde yazdığı makalelerle, o günlerde Osmanlıyı ve İstanbul'u çalkalayan hürriyet ve meşrûtiyet tartışmalarına katılmış; meşrûtiyete İslam nâmına sahip çıkmıştır. 1909'da patlak veren 31 Mart Olayında yatıştırıcı bir rol oynamış; buna rağmen, haksız ithamlarla Sıkıyönetim Mahkemesine çıkarılmış, ancak beraat etmiştir. Bu hadiseden sonra İstanbul'dan ayrılarak şarka geri dönmüştür.

Birinci Dünya Savaşının patlak verdiği günlerde Van'da bulunan  Bediüzzaman, talebeleriyle birlikte gönüllü milis alayları teşkil ederek cepheye koşmuştur. Vatan müdâfaasında çok büyük hizmeti geçmiş; savaşta bir çok talebesi şehit olmuş; kendisi de Bitlis müdâfaası sırasında yaralanarak esir düşmüştür. Yaklaşık üç yıl Rusya'da esâret hayatı yaşadıktan sonra Varşova, Viyana ve Sofya yoluyla İstanbul'a dönmüştür.

İstanbul'da devlet ricalinin ve ilim çevrelerinin büyük teveccühüyle karşılanmış; Dârü'l-Hikmeti'l İslamiye âzâlığına tayin edilmiştir. Bu devrede, resmî vazifesinden aldığı maaşla kendi kitaplarını bastıran ve bunları parasız dağıtan Bediüzzaman, İstanbul'un işgâli sırasında neşrettiği Hutuvât-ı Sitte adlı broşürle büyük hizmet etmiş ve işgal kuvvetlerinin plânlarını bozmuştur. Kezâ, işgalcilerin baskısı altında verilen ve Anadolu'daki kuvâ-yı milliye hareketini "isyan" olarak vasıflandıran şeyhülislâm fetvasına karşı, mukabil bir fetva vererek millî kurtuluş hareketinin meşrûiyetini îlân etmiştir. Bu hizmetleri Anadolu'da kurulan Millet Meclisi'nin takdirini kazanmış ve Bediüzzaman bizzat Mustafa Kemal tarafından ısrarla Ankara'ya dâvet edilmiştir.

Bu mükerrer dâvetler neticesinde 1922 sonlarında Ankara'ya gelmiş ve Meclis'te resmî bir "hoşâmedî" merâsimiyle karşılanmıştır. Ankara'da kaldığı günlerde, yeni kurulan devlete hâkim olan kadronun dîne bakış tarzının menfî olduğunu görünce, on maddelik bir beyannâme hazırlayarak Meclis âzâlarına dağıtmıştır. Bu beyannâmede yeni inkılâbın mîmarlarını İslam şeâirine sahip çıkmaya çağırmış; akabinde Mustafa Kemal'le bir kaç görüşmesi olmuştur. Kendisine şark umumî vâizliği, milletvekilliği ve Diyanet âzâlığı teklif edilmiş; ancak Bediüzzaman bu teklifleri kabul etmeyerek Van'a dönmüştür.

O sıralarda çıkan Şeyh Said hâdisesiyle hiç bir ilgisi olmadığı, hattâ hâdise öncesinde kendisinden destek isteyen Şeyh Said'i bu niyetinden vazgeçirmeye çalıştığı halde, Bediüzzaman hâdise sonrasında, Van'da ikâmet ettiği uzlethanesinden alınarak Burdur'a, oradan da Isparta'nın Barla nâhiyesine götürülmüştür. Burada "mânevî cihad" hizmetini başlatmış, birbiri peşi sıra telif ettiği eserlerde îman esaslarını terennüm etmiştir. Bu eserler, îmanını tehlikede hisseden halkın büyük teveccüh ve rağbetine mazhar olmuş; elden ele dolaşarak hızla yayılmıştır. O devrede elle yazılarak çoğaltılan eserlerin toplam tirajı 600.000'i bulmuştur. Başlattığı hizmetin halka mal olması, devrin idârecilerini rahatsız ettiğinden 1935'te Eskişehir, 1943'de Afyon, 1952'de de İstanbul mahkemelerine çıkarılmıştır. Bunlardan netice alınamamış, ancak Bediüzzaman yine rahat bırakılmamış; Kastamonu'da, Emirdağ'da, Isparta'da sıkı tarassud ve takip altında yaşamaya mecbur bırakılmıştır.

Ömrünün son günlerine kadar keyfî muâmele ve eziyetlerden kurtulamayan Bediüzzaman, buna rağmen, îman hizmetini büyük bir kararlılıkla devam ettirmiş; o zor şartlar altında telif ettiği 6000 küsur sayfalık Risâle-i Nur Külliyatı'nı tamamlamaya ve yaymaya muvaffak olmuştur. Kur'ân'ı bu asrın idrâkine uygun ve ikna edici bir üslupla izah ve ispat eden ve vehbî olarak kaleme alınan bu eserler, onun çileli hayatını en güzel meyvesidir.

     

  

 

  

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/3/2007 - Ahir zamanda unutturulmaya çalışılan ahir zaman konuları

Kategori: cesitli yazilar

 

AHİR ZAMANDA, UNUTTURULMAYA ÇALIŞILAN
AHİR ZAMAN KONULARI
 

HARUN YAHYA

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in hadislerinde detaylı olarak bildirilen ahir zaman alametlerine göre ahir zaman iki dönemden oluşmaktadır. Bu kutlu zamanın ilk dönemi bozulmaların, dejenerasyonun, felaketlerin, çatışmaların, savaşların, yoklukların yaşanacağı bir dönemdir. Ahir zamanın ikinci dönemi ise, Hz. İsa'nın tekrar yeryüzüne gelişi ve Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışıyla birlikte, yeryüzüne barışın, huzurun, özgürlüğün hakim olduğu, bolluğun ve bereketin yaşandığı, insanların her açıdan memnun oldukları güzelliklerle dolu bir dönemdir.

Hadis-i şeriflerde ahir zamanın ne zaman ve ne şekilde başlayacağını ortaya koyan yüzlerce alamet haber verilmektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde, Peygamberimiz (sav)'in 14 yüzyıl önce haber verdiği alametlerin birbiri ardına gerçekleşmesi, ahir zamanın ilk döneminin yaşanmaya başlandığını açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu alametlerin birbiri ardına gerçekleşmesi ile İslam alemi çok kutlu bir bekleyiş içine girmiştir: Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişi ve Hz. Mehdi ile birlikte Deccal'in fitnesini ortadan kaldırıp İslam ahlakını tüm dünya üzerinde hakim kılmaları.

Ahir zaman alametlerine tanıklık eden insanlar, Allah'ın izniyle, Hz. İsa'nın ve Hz. Mehdi'nin gelişinin yakınlaştığını umut edebilirler. Her bir alamet, bize,  çok kutlu bir dönemde yaşadığımızın hatırlatıcısıdır. Asırlardır beklenen bu tarihi müjde -Allah'ın izniyle- gerçekleşmek üzeredir.

Bu kutlu dönem, Sevgili Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde de açıkça vurgulanarak ahir zamanda yaşayan tüm iman sahiplerine müjdelenmiştir:

"Mehdi benim Ehl-i Beyt'imden ve benim neslimdendir. O, yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Muhakkak ki o İsa Aleyhisselam ile birlikte yola çıkarak Filistin arazisindeki Bab-u Lut denilen mevkide Deccal'i yok etmesi için Hazreti İsa'ya yardım edecektir."1

Ancak tüm Müslümanların şevk içinde bekledikleri bu müjdeli olayları bazı kimseler aynı heyecanla beklememektedirler. Doğruluğu konusunda büyük İslam alimlerinin tümünün hemfikir olduğu ahir zaman hadislerine karşı, kendilerince ilgisiz ve kayıtsız kalarak adeta Müslümanların bu konuyu unutmalarını istemektedirler. Şüphesiz ki, Peygamberimiz (sav)'in, ahlakını kendi ahlakına benzettiği, pek çok üstün özelliği ile övdüğü Hz. Mehdi gibi kutlu bir şahsı ve hayatı mucizelerle dolu bir peygamber olan Hz. İsa'yı bekliyor olmak ilgisiz kalınabilecek veya unutulabilecek bir durum değildir.

HZ. MEHDİ'NİN GELİŞİ PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN BİZLERE BİR MÜJDESİDİR Hz. Mehdi'nin gelişi bizzat Peygamberimiz (sav) tarafından müjdelenmiştir ve Peygamberimiz (sav)'in bu konuda tevatür (kuvvetli haber, içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan kuvvetli haber) olarak kabul edilen çok sayıda hadisi vardır. Peygamberimiz (sav) bir hadisinde "HZ. MEHDİ İLE MÜJDELENİN. O Kureyş'ten ve Ehl-i Beyt'imden bir kişidir." (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Ahir zaman, s.13) sözleriyle, bu konunun Müslümanlar için bir müjde olduğunu bildirmiştir.

Ahir zamanda yaşıyor olmak ve tarihin en büyük fikri mücadelesine tanıklık etmek, bu yüzyılda yaşayan sınırlı sayıda insana nasip olacak önemli bir nimettir. Bunun bilincine varan her samimi Müslüman, Allah'ın seçip görevlendirdiği Hz. İsa ve Hz. Mehdi'ye uymak, onlara mücadelelerinde destekçi olmak isteyecektir. Samimi iman edenler için, İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olması, dünyadaki en büyük mutluluk kaynağı olacaktır. Bu yazının hazırlanmasındaki amaç da, ahir zamanın unutulmaması gereken bu önemli olaylarını ve müjdelerini bir kez daha hatırlatmaktır.

MESİH DECCAL FAALİYETTE...

Ahir zamanda, unutturulmaya çalışılan ahir zaman konularından biri, Deccal'in çıkışı ve yeryüzünde organize edeceği dinsizlik fitnesidir. Hadislerde hakkında detaylı bilgiler verilen Mesih Deccal'in, içinde bulunduğumuz yıllarda faaliyetlerine başlamış olduğundan daha önceki yazılarımızda da bahsetmiştik. (En doğrusunu Allah bilir)

Peygamber Efendimiz (sav), Deccal'in fitnesinin büyüklüğüne dikkat çekerek "Allah Hz. Adem'i yaratmış olduğu günden bu yana, Deccal'in fitnesinden daha büyük bir fitne olmamıştır." 2 hadisiyle tüm Müslümanları bu tehlikeye karşı uyarmıştır. Gerçekten de günümüzde Deccaliyet'in etkisi, dünya halkları üzerinde tüm gücüyle hissedilmektedir. Pek çok ülkede Müslümanların maruz kaldıkları zorluk, sıkıntı ve eziyetler her geçen gün artmaktadır. Açıktır ki, bugünün dünyasında yaşanan her türlü zulmün, adaletsizliğin ve kargaşanın altında dinsizliğin toplumlar üzerinde meydana getirdiği büyük tahribat rol oynamaktadır. Yeryüzünde dinsizliğin yayılması için mücadale edenlerin kendilerine en büyük dayanak olarak kullandıkları evrim teorisi ve Darwinizm düşüncesinin ortadan kaldırılması, işte bu nedenle son derece büyük önem arz etmektedir. Bu açık gerçeğe rağmen bazı kimseler Darwinizm ile yapılan fikri mücadeleyi de kendilerince önemsiz göstermeye çalışmakta, hadislerde ahir zamanın en büyük fitnesi olarak tarif edilen Deccal'in, bu fitnesini evrim teorisi ile faaliyete geçirdiğini anlamamakta diretmektedirler.

Öte yandan şu anda tüm dünyada ileri boyutta bir ahlaki dejenerasyonun var olduğu herkes tarafından kabul edilen bir gerçek olmasına rağmen, bu bozulmanın altında yatan sebeplerin bazı çevrelerce hiç gündeme getirilmeyip örtbas edilmeye çalışılması da Deccaliyetin yaygın etkisi açısından dikkat çekicidir. Oysaki herkese bir şekilde zararı dokunan bu ahlaki bozulmanın tedavi edilebilmesi, ancak ve ancak sorunun kaynağındaki Deccaliyet etkisinin deşifre edilip üzerine gidilmesi ile mümkün olabilir.

Dünyada meydana gelen gelişmeler, Deccal'in faaliyetlerinin başlamış  olduğunu göstermektedir. Bu durum, Hz. Mehdi'nin  çıkışının oldukça yaklaşmış olduğuna işaret etmektedir. (En doğrusunu Allah bilir)

Hz. Mehdi'nin gerçekleşen yüzlerce çıkış alametlerinden birkaçı şunlardır:
1) AFGANİSTAN'IN İŞGALİ
2) İRAN-IRAK SAVAŞI
3) FIRAT'IN SUYUNUN KESİLMESİ
4) RAMAZAN'DA AY VE GÜNEŞ TUTULMALARI
5) KUYRUKLU YILDIZIN DOĞMASI
6) KABE BASKINI VE KABE'DE KAN AKITILMASI
7) DOĞU TARAFINDAN BİR ATEŞİN GÖRÜLMESİ
8) IRAK'IN İŞGALİ
9) ÇÖLDE BATAN ORDU
10) HZ. MEHDİ'NİN ÇIKIŞINDAN ÖNCE YAYGIN KATLİAMLAR     MEYDANA GELMESİ
11) DÜNYANIN HER YERİNİ KARIŞIKLIK VE KARGAŞANIN KAPLAMASI
12) KADINLAR VE ÇOCUKLARIN DAHİ KATLEDİLDİĞİ FİTNELERİN YAŞANMASI
13) BÜYÜK ŞEHİRLERİN        YOK OLMASI
14) DEPREMLERİN ÇOĞALMASI
Hz. Mehdi'nin çıkışı ile ilgili hadislerin ard arda gerçekleşmesi belirli bir döneme işaret etmektedir. Açıktır ki tüm alametlerin Hicri 14. yüzyıl başından (1979-1980) itibaren sırayla ortaya çıkmaları, içinde bulunduğumuz dönemin Hz. Mehdi'nin yeryüzünde bulunuş yılları olduğunu çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. (En doğrusunu Allah bilir.)

HZ. MEHDİ'NİN ZUHURU YAKLAŞTI...

Ahir zamanın en önemli olaylarının başında Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışı ve onun liderliğinde İslam Birliği'nin kurulması gelmektedir. Hz. Mehdi, Kuran ahlakının yaşanmasına vesile olacak ve kendi önderliğinde bir İslam birliğini de gerçekleştirecektir. Peygamber Efendimiz (sav) de bazı hadislerinde Hz. Mehdi'nin geliş tarihi olarak açıkça Hicri 1400 yılını (Miladi olarak 1979-1980 yılları) vermiş ve bu kutlu şahsın önderliğini müjdelemiştir. Bu hadislerden biri şöyledir:

"İnsanlar 1400 senesinde Mehdi'nin  yanında toplanacaklardır."3

Bu haber iman edenlerin şevk ve heyecanını arttıran çok büyük bir müjdedir. Peygamber Efendimiz (sav)'in hadisleriyle beraber, İslam alimleri de, yaşadıkları dönemlerden günümüze kadar ulaşmış el yazması eserleriyle, o zamandan bugüne, bu büyük müjdenin şevk ve heyecanını taşımışlar; inananlar için bu konunun canlı tutulmasına ve takibine vesile olmuşlardır. Nitekim içinde bulunduğumuz bu dönemde ortaya çıkan bazı alametler bize, Hz. Mehdi'nin çıkışının oldukça yaklaştığını göstermektedir.

Hiç şüphe yok ki bu konu hakkında öğrenilecek her yeni bilgi, Müslümanların heyecanını arttırmaya vesile olacaktır. Ancak kimi çevreler Mehdiyet konusundan aleni şekilde bahsedilmesini istememektedirler. Bu konunun üstünü kapatarak insanlar tarafından unutulmasını isteyen tavırlar sergilemekte ve kendilerince bu müjdeyi engellemeye çalışmaktadırlar. Elbette Yüce Allah bu çabalarını geçersiz kılacağını müjdelemiştir:

Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 32-33)

BEDİÜZZAMAN'IN AHİR ZAMAN İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARI GÖZARDI EDİLEMEZ

Daha önceki yazılarımızda da detaylı olarak ele aldığımız gibi;  hicri 13. asrın müceddidi Bediüzzaman'ın, üzerinde ehemmiyetle durduğu konulardan biri de ahir zamandır. Bediüzzaman, Müslümanlar için müjdeli olan bu dönemin alametlerini ve önemli şahıslarını sayfalarca ve çok detaylı olarak açıklamıştır. Said Nursi, Hz. Mehdi'nin gelişi ve İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılması konusunda tüm Müslümanlara yol gösterici nitelikte önemli açıklamalarda bulunmuştur. İçinde bulunduğumuz döneme ışık tutan bu değerli izahlar, hiçbir şekilde göz ardı edilip yok sayılamaz.

İSLAM BİRLİĞİ'NE GİDEN YOL AÇILDI...

Dikkat edilecek olursa, son dönemde yazılı ve görsel basında İslam Birliği'nden sıkça bahsedilmektedir. Çeşitli ülkelerin başbakan ve bakanları, politikacılar, köşe yazarları, televizyon program yapımcıları, çeşitli dergiler, kanaat önderleri bu konudaki özlemlerini dile getirmektedirler. Bununla birlikte bu birliğin sağlanabilmesi için bazı somut adımların da atılıyor olması son derece sevindirici bir gelişmedir. İslam Birliği'ne giden yol sebepler dahilinde ilerlemektedir ancak burada asıl önemli olan bu konunun bir ahir zaman müjdesi olması ve konuya bu gözle bakılması gereğidir. Allah'ın izniyle bu birlik, Hz. Mehdi'nin vesilesiyle kurulacaktır. Bu görev, onun kaderinde başarıyla tamamlanmıştır. Ancak bu bilginin insanları gevşekliğe sürüklememesi gerekir. Müslümanlara düşen sorumluluk, bu konuyu sürekli gündemde ve canlı tutmak, gelişmeleri takip edip tüm Müslümanları bu konuda bilgilendirmek ve müjdelemek olmalıdır.

HZ. İSA İKİNCİ KEZ YERYÜZÜNE GELECEK...

Ahir zamanın bir başka müjdeli konusu olan Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne gelişi konusu da aynı şekilde kimi çevrelerce örtbas edilerek unutturulmaya çalışılmaktadır.

Oysaki, Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne gelecek olması Kuran ayetlerinde ve Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde iman edenlere müjdelenmiş bir gerçektir. Bu hadislerden bazıları şöyledir:

"Hayatım elinde olan Allah'a yemin ederim ki Meryem oğlu (İsa Aleyhisselam)'ın adil bir hakim olarak sizin içinize inmesi muhakkak yakındır."4

"İsa bin Meryem benim ümmetim içinde; adaletli bir hakim ve (yönetimde) adil bir imam olacak, haçı kırıp ezecek ve domuzu öldürecektir... Kap su ile dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. Din birliği de olacak, artık Allah'tan başkasına tapılmayacaktır." 5

Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bildirildiği üzere, bundan iki bin yıl önce Allah'ın Kendi Katına yükselttiğini (Nisa Suresi, 158) bildirdiği Hz. İsa ahir zamanda yeryüzüne tekrar gelecek, Hz. Mehdi ile birlikte yeryüzünde barışın ve huzurun sağlanmasına Allah'ın izniyle vesile olacaktır. Üstelik son dönemlerde yaşanan birçok olay ve gelişme, bu değerli misafirin gelişinin iyice yakınlaştığını da göstermektedir. (En doğrusunu Allah bilir.)

Bu nedenle içinde bulunulan bu kıymetli dönem çok iyi değerlendirilmeli, Hz. İsa geldiğinde mahçup olunacak her türlü tavır ve ahlaktan sakınılmalıdır. En sakınılması gereken ve belki de kişiyi en çok utandıracak tavırlardan biri de hiç şüphesiz, bu konuyu müjdelemek yerine bu gerçeği örtbas edip unutturmaya çalışan bir hal sergilemektir. Bu nedenle samimi iman edenlerin, Allah'ın bu kutlu elçisinin binlerce yıl sonra yeniden yeryüzüne gelecek olmasının ne kadar olağanüstü bir olay olduğunu sürekli gündemde tutmaları, bazı kimselerde ortaya çıkabilecek gevşeklik ve şevksizliğin engellenmesi açısından önemlidir.

Adalete, huzura, düzene ve güzel ahlaka özlem duyanların beklentisi içinde oldukları kurtuluş, Allah'ın izni ile pek yakındır. Yaşanan pek çok gelişme, bu kurtuluşun yaklaştığının birer alametidir.

Bu alametlere tanıklık eden insanlar, Allah'ın izniyle, Hz. İsa'nın ve Hz. Mehdi'nin gelişinin yakınlaştığını umut edebilirler. Her bir alamet, bize, çok kutlu bir dönemde yaşadığımızın hatırlatıcısıdır. Asırlardır beklenen bu tarihi müjde-Allah'ın izniyle- gerçekleşmek üzeredir.

Son dönemde yazılı ve görsel basında İslam Birliği'nden sıkça bahsedilmekte, böyle bir birliğe duyulan özlem çeşitli çevreler tarafından dile getirilmektedir.

Hiç kuşkusuz ki İslam dinini aslına döndürecek, insanların imanına vesile olacak, Müslümanlar arasında büyük bir birlik sağlayacak böylesine kutlu bir dönemde yaşıyor olmak Müslümanlar için çok büyük bir nimettir. Tüm İslam aleminin beklediği böylesine büyük ve müjdeli olaylara karşı ilgisiz ve kayıtsız kalmanın, bu hususları unutturmaya çalışmanın ileride Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin -Allah'ın izniyle- gelişleriyle birlikte bu tavrı sergileyen kişiler için büyük bir mahçubiyet nedeni olabileceği de unutulmamalıdır. Rabbimiz Kuran'da bu kutlu dönemi şöyle haber vermiştir:

Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)

KAYNAKLAR:

1 - Ölüm, Kıyamet, Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, İmam Şarani, Bedir Yayınevi, s. 438, (816)
2 - M. Chastrette, "Trends in structure-odor relationships", SAR QSAR Environ. Res. 6, 1997, s. 215-254.
3 - Risaletül Huruc-ül Mehdi, s. 108
4 - Sahihi Müslim, 6/532
5 - Sünen-i İbn-i Mace, 10/334

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/3/2007 - Güzel insanların güzel ailesi

Kategori: cesitli yazilar

 

 

Güzel insanların güzel ailesi

 

İslam hayırlı zevc ve zevceyi çok üstün tutmaktadır.

“ Erkek hanımına, hanım da ona baktıklarında Allah (c.c.) onlara rahmet nazarı ile bakar ve ellerini ellerine aldıklarında günahları parmakları arasından dökülür. (1)

“ Allah (c.c.) erkeğin ailesi ile latifeleşmesinden hoşlanır ve bundan dolayı ikisine de sevap yazar. Ve rızıklarını da helâlinden artırır. (2)

“ Müslüman erkeğin hayırlısı, annenin çocuğuna lütuf ve merhameti gibi hanımını okşayan, ona acıyan, lütfeden, tatlılık ve yumuşaklıkla muamele edendir. Bunlardan her birine, her gün sabredici ve sevabını Allah-u Teâlâ’dan bekleyici oldukları halde Allah yolunda cihat ve gazada ölmüş yüz şehit sevabı verir.

“ Kadınların en hayırlısı, iyisi, Allah-u Teâlâ indinde günah olan şeyden başka kocasının istediği her şeyde, onu memnun ve mesrur edendir. Eşine iyilik yapanlardır. Böyle olan kadınlar her birine günde sabreden ve sevabını Allah-u teala’dan bekleyerek, Allah yolunda harp edip ölen bin şehit sevabı verilir. (3)

“ Müminlerin iman cihetinden kuvvetlileri ve âhlak cihetinden en güzelleri âile fertlerine lütufkâr olanlarıdır. (4)

Kutsal kitabımız Kur’an-ı kerim’in nisa suresi 34. ayetinde yüce rabbimiz “er-ricâlü kavvâmune alennisâ” buyuruyor ki: “ Beyler hanımlar üzerine görevli ve hakimdirler” demektir.

Ayet-i kerime’de geçen “kavvam” kelimesi; bir şeye bakan, muhafazasına görevli, işlerini çekip çeviren anlamına gelen “kaim” kelimesinin mübalağa sigasıdır. “Son derece, ileri derecede kaîm” demek olur. Bu tabir ailede erkeğin kadına hakimiyetinin zalimane ve despotça değil mertçe ve centilmence olacağına işaret ediyor. Anlaşıldığına göre erkekler, evlerinin, eşlerinin, aile ve çocuklarının dünyevî ve uhrevî tüm işlerini titizlikle yürütmek, onları görünen, görünmeyen her tehlikeden olanca güçleriyle korumak, iki cihan saadetlerine basiretle sağlamak, maddi ve manevi menfaatlerini aşırı bir ihtimamla kollamak görevine, yüce Allah tarafından tayin edilmişlerdir, ama şartlı olarak! Bu ayet, bir taraftan erkeğin aile reisliğini tescil etmekle beraber, öbür yandan da kadınların korunup, kollanmasını ihtar eyliyor, kadınların itibar, kıymet ve faziletini gösteriyor. Ve özellikle, erkeklere Allah tarafından verilen bir selâhiyetin arkasında, vazifelerini tam yapmadığı takdirde sorumlu tutulacağı tehdidini de ihtiva ediyor.

Bugün kaç aile reisi, bu sorumluluğun şuurundadır!

Binlerce Müslüman aile, karısı, kocası ve çocuklarıyla, İslam’dan bihaber yaşıyor maalesef! Onlar için ana hedef para, lüks ve konfor olmuş, Allah’ın emirleri, yasakları unutulmuştur.

Birçok aile de kendi içinde çekişme ve bunalımda; ya bey, ya hanım, ya da yetişen çocuklar İslamî bilgiden yoksun, imanî şuurdan mahrum durumdadır.

Şaşılacak bir şey ki bazen de hanımların beylerden daha şuurlu olduğu, erkeklerin onları çekip çevirip yönetmesi gerekirken, onların beylerini kurtarmağa çırpındığı görülüyor.

Nitekim ben de gittiğim şehir ve kasabalarda, dolaştığım dış ülkelerde, beylerinden çok daha dindar ve mücahit nice hanımlar gördüm. Allah kendilerinden razı olsun. Onların iman kuvveti, hizmet aşkı ve himmeti maalesef eşleri olan erkeklerde yok. Bu kahraman hanımlar, evin bin bir meşakkatli işi ve çocuk yetiştirme güçlükleri yanı sıra bütçeye malî destek olacak işler yapıyor, namaz kılmayan haylaz kocalarını yola getirmeğe, inançsız olan eşlerini irşat etmeğe, içki içen beylerini vazgeçirmeğe, kumara dadanmış aile reislerine çoluk çocuklarına karşı sorumluluklarını hatırlatmağa, dışarıdan dost edinmiş vefasız eşlerini eve bağlamağa çalışıp duruyorlar. (5)

Kadının, erkek karşısında, durumu, cemiyet içindeki yeri ve önemi, çeşitli toplumlarda farklı farklı olagelmiştir. Önceki çağlar ve başka kültürler göz önüne alınırsa, kadının genelindeki hor görüldüğü ve ezildiği esefle müşahede olunur.

Saçlarından tutulup sürüklenen, arzulanınca zor ve zorbalıkla kaçırılan, kızılınca dövülen, hapsedilen; şahsî hukuku kabul edilmeyen, şeytanla eş tutulan, uğursuz görülen, geçim korkusu veya namus endişesiyle kızken diri diri toprağa gömülen, kocası evvel ölürse onun cesediyle birlikte canlı canlı yakılan… Kadına ancak İslam el uzatmış; onu korumuş, kollamış ve en yüksek payeye yüceltmiştir.

Meselâ: Peygamber efendimiz s.a.s buyuruyor ki:

“ Bir kimse ki (kendisine ait) iki kızı veya iki kız kardeşi veya iki teyzeyi veya iki halayı veya iki nineyi barındırıp, bakıp, geçindirir; o cennette benimle şöyle ( iki parmak gibi yan yana ve beraber ) olur.”

“ Bir kimse ki üç kıza bakar, terbiyelerini güzel verir, sonra onları evlendirir ve onlara ihsanda bulunur, ona cennet nasîb olur.”

“ Size, kadınlara iyi davranmanızı vasiyet ederim.”

“ Sizin en hayırlılarınız, hanımlarınıza karşı en iyi davrananlarınız ve ahlakça en güzel olanlarınızdır.”… v.s.

İslam dini, genel bir prensip olarak; kötülükleri bizzat yasaklarken, haklı olarak onlara götüren yolları da tıkar, onların âlet ve vasıtalarını da haram kılar. Onun için kadın konusunda da ön tedbir mahiyetinde kadın ve erkek ihtilâtını (karma ve beraber olma) kısıtlamış, kadına tam tesettürü( maddi ve manevî ziynetlerini örtmeyi) emretmiş, teşhiri önlemiş, na-mahrem ile bakışmayı yasaklamış, nikahı meşru, zina ve mukaddemâtını gayri meşru kılmış; kadının ve erkeğin hak, vazife ve sorumluluklarını açıkça belirlemiştir.

İslam toplumları da, bu esaslar dairesince yaşadıkça ferdî, ailevî ve içtimai bakımdan sıhhatli kalmış, mutlu ve başarılı olmuştur.

Halen ülkemizde kadın konusunda iki zıt görüş ve anlayış şiddetle çatışmakta ve kıyasıya çarpışmaktadır:

Birinin kaynağı İslam dini, Kur’an ve sünnet; diğerinin menşei ise modern Garbın çeşitli felsefî ve ideolojik akım ve dünya görüşleridir. Biri imana ve İslam’a dayandığı için sevap olup dünya ve ahiret saadetine sebeptir; diğeri ise günah olduğundan ebedi hüsrana götürür. Biri asırlarca denenmiş milletimizi huzurlu ve mutlu kılmış; diğeri ise içinden çıktığı Garb’ı ahlakî bunalıma ve manevî dejenerasyona uğratmış, Avrupa kültür ve medeniyetinin temellerini çatırdatmağa başlamış, aydınlarını filozoflarını kara kara düşünmeğe çareler aramağa yöneltmiş, âciz bırakmıştır. Birinde ar ve namus başta gelir, kadın kocasına ve evine tam bağlıdır, nâ-mahreme çıkmaz, bakmaz ve görünmez, evinde haremlik-selamlık vardır, kocasının izni olmadan dışarı çıkmaz, gezmez; eve kocasının istemediği kadın veya erkek misafiri kabul etmez. Evlilik öncesi flört ve evlilik dışı cinsel yaşam yasaktır. Diğerinde namus-kızlık, bekâret ibtidai zihniyetin ifadesidir. Kadın cinsel bakımdan da tamamen hür(!) olmalıdır.


Birinde aile yuvası kurmak ve çocuk yetiştirmek esastır. Kadın, kocasına sadık bir eş ve çocuklarına şefkatli bir annedir; evi çeker çevirir, işleri götürür, yemek pişirir, çocukların iyi yetişmesine, eğitim ve öğretimine çalışır.

Diğerinde aile bir kafes ve tuzaktır, kolay kolay içine düşülmez (!) gençlikte evlenmeğe heves edilmez, flörtler ve muvakkat metreslerle gönül eğlendirilir. Daha sonra kurulan yuva da ekonomik ve seksüel bir menfaat birliğidir. Artık bir çocuk sahibi olmak istedikleri için evlenirler. Çocuk da haddini bilmelidir; bir, bilemedin iki tane kâfidir, ondan sonra ciddi bir doğum kontrolü ile bu işin önü alınır.

Allah-u Teâlâ’ya iyi kulluk ve İslam dinine güzel hizmet her müslümanın en önde gelen ödevi ve baş görevidir. Bugün yurt içinde ve tüm dış dünyada inananlar, büyük sıkıntılar ve problemlerle karşı karşıya oldukları için safları sıklaştırmalı, yeni güç kaynakları bulmalı veya mevcut olanları harekete geçirmelidirler. Yaşamak, korunmak ve gelişmek için bu şarttır.

Bizim en büyük güç kaynağımız sizlersiniz değerli hanımefendiler! Bir kere, nüfusun yarısını sizler teşkil ediyorsunuz; sonra çocuklarda sizin emrinizde ve şefkatli terbiyeniz altında; erkekler üzerinde tesiriniz de çok fazla, demek ki sizin zihniyet ve tutumunuz, pek çok kimseyi etkileyecek durumda. Sizi kazanırsak pek çok şey kazanmış olacağız. Siz iyi olur ve olumlu yön tutturursanız çocuklar iyi yetişecek, beyler doğru ve başarılı olacak inşallah kurtulacağız; aksine siz bozulur, istikametten saparsanız hedef şaşacak, hüsrana uğrayacağız, çocuklar da beyler de peşinizden elden çıkacak. Onun için lütfen kadrinizi, gücünüzü anlayın; çağrıma müsbet cevap verin!

Özellikle yuvanıza ve kocanıza sahip olun, evinizin sıcacık, sevimli ve mutlu bir aile ocağı olmasına itina gösterin. Kocaya hizmet ve saygının onun gönlünü hoş etmenin hoş etmenin çok sevap olduğunu hiç unutmayın. Böyle davranınca sizin de sevgi ve saygı göreceğinizi bilin. Sapıtan kocaların çoğunluğu, evinde ve eşinde aradığı şefkat ve anlayışı bulamadığı için kötü yola düşer, başarılı erkeklerin perde arkasında da mutlaka iyi bir eş ve müşfik bir kadın vardır da onun için öyle muvaffak olmuştur.(6)

Sevgili anne babalar, ilerde böyle berbat kocalık ve aile reisliği yapacak evlatlar yetiştirmeyin. Çocuklarınıza Allah’tan korkmayı, O’nun emirlerine uymayı, yasaklarından kaçınmayı iyi öğretin. Sizin ve bizim asıl işimiz Allah’ın rızasını kazanmaktır, şu fani dünyanın değersiz meşgaleleri, geçici zevk ve eğlenceleri değil. Kendiniz iyi Müslüman olun ki çocuklarınız da iyi olsunlar. Sevgi şefkatle onları güzel eğitmek elinizdedir; bu fırsatı kaçırıp dünya ve ahiretin cezalarına uğramamağa çok itina gösterin. Allah (c.c.) basiretinizi açsın, nusretiyle sizleri hak yolda teyid eylesin! (7)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: BELKİ ARADIĞIN BURADADIR BU SAYFAYADA MUTLAKA BAK ->
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
{{ BAĞLANTILAR }}
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
enfal
Yazitepe
islamiyet
sevay
turk federasyon
hayrabolu
m.e.b
pepenero oyunlar
turksultans
ssk okm. randevu
artislamic
Lalegul fm
sevde.de
muslimte@m
basortusu.net
Dinisayfalar.com
Banaz net
TC Kimlik No
Dini sozluk
Evliyalar ansiklopedisi PDF
Turkiye cocuk dergisi
Mandalina tv cocuklar icin
Yemek zevki dergisi
{{ SON YAZDIKLARIM }}
40 Hadis
Salavat
Kadının yakınlarıjı ziyaret hakkı
Kadınlarda musafaha
Kadınlarla ilgili bazı genel bilgiler
Karı koca arasında hukuk
Karısını dövme hakkı
KARISININ GAYR-I MEŞRU OLARAK YAŞADIĞINI BİLEN KİMSE NE YAPMALID
Karma oturma
Kaşları aldırma
Kayın pedere hitab tarzı
Kötü akraba ile ilişki
Kına yakmak
KIZ VE ERKEK İÇİN EN MÜNASİP EVLENME YAŞI NE OLMALIDIR? EVLENİLM
Kocanın amcasının mahremlik düzeyi
Kürtaj
Kürtajın dini hükmü
Leben-i fahl (süt baba)
Lohusalık
Lian
Livata
Makyaj (süslenme ve kokulanma)
Masada yemek yemek
Matem
Mehir
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
{{ Şehr-i Ramazan }}
Image Hosted by ImageShack.us
{{ BİZDEN HABERLER }}

MÜJDE


Lalegül fm artık blogumuzda yayınlanıyor. lalegül fm editörlerine yapmış olduğumuz ricalar sonuç verdi artık sizlerde cübbeli ahmet hocamızın sohbetlerinden mahrum kalmayacaksınız c.tesi günleri saat 21:00-23:00 saatleri arasında gönül sohbeti adı altında yapmış olduğu programı sitemiz üzerinden dinleyebilirsiniz lalegül fm çalışanlarına buradan selamlar Allah binlerce kez razı olsun
{{ VEDA HUTBESİ }}

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahîm

EY İNSANLAR!
Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.

ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.

İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
{{ BİR HADİS }}
{{ BOYKOT }}

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

En Üste Dön